Kırmızı halı üzerinden meşruiyet: Avrupa’da bir hayalet

0
42

Erdoğan’ın Almanya ziyareti, öncesi ve sonrası ile fazlaca konuşuldu. İki ülke içinde geçen sene bozulan ilişkilerin düzelmesinin arkasından sıcak temasların içinde ne olduğunun nasıl biteceği ise en fazlaca tartışılanlar arasındaydı.

Bu mevzuda, Türkiye muhalefeti benzer biçimde Alman halkoyu da aynı endişeyi taşıyordu. Temaslar açısından mühim bir sual gündemdeydi: “Türkiye’nin durumu, tek erkek diyetine çarpıp dağılan demokrasi, insan hakları ve hukuk mu tartışılacak, yoksa ekonomik temelli pazarlıklar mı yapılacak? Erdoğan’ın ziyareti Türkiye açısından olduğu benzer biçimde Almanya ve dahası Avrupa perspektifinden de tehlikeli sonuç noktaları ortaya koydu. Maddeler halinde ele alalım…

Emniyet ve kırmızı halı

Almanya’da Erdoğan’ın gelişi ve önüne kırmızı halı sevilerek karşılanması gündemin tepe noktasına taşındı. Alman basınının genelinin Türkiye liderinden örnekler vererek, “Demokrasiyi sıfıra indiren tek erkek” olarak laf etmesine rağmen diplomatik içerik tam tersi yöndeydi. Emniyet ise üst düzeydeydi. 5 bin polis vazife yapmış oldu. Çatılara keskin nişancılar konuşlandırıldı. Berlin polisi resmi sitesinden de “yasaklar bildirgesi” yayınladı. Erdoğan’ın temaslarda bulunacağı çerçevede adeta kırmızı alarm verilmiş ve sıkıyönetim duyuru edilmişti. Müzeler adası, hükümet binalarının olduğu etraf ve Tiergarten bölgesi kuşatım altındaydı. Burada kent sakinlerinin üç gün süresince pencerelerini kapalı tutması şartı vardı. Balkona çıkmak yasaklandı. Bisikletler bile buralara park edilemedi. Bu yasalar posta kutularına da bırakıldı.

Büyük alan açıldı

Hem “diplomatik nezaket” bununla beraber yoğun emniyet Erdoğan’a büyük bir oyun alanı açtı. Gazeteci Can Dündar baskılar sebebiyle basın toplantısına katılmadı, muhalifler toplantıya alınmadı. Gazeteci Adil Yiğit, “Gazetecilere hürriyet” yazan tişört ile basın toplantısına katılmak istediği için Erdoğan’ın korumaları tarafınca dışarı çıkarıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu hareket alanının bırakılması, yasaklarını, kendi demokrasi anlayışını ve “basın özgürlüğünü” Almanya’yahut taşıması olanağı olarak yorumlandı.

Erdoğan’ın kemik kitlesi

Hemen hemen Erdoğan’ın uçağı Berlin’deki Tegel Havaalanı’nın “askeri kısmına” inmeden, kalacağı yer olan Hotel Adlon civarı, kitlesi tarafınca dolduruldu. Tekbir sesleri, “Recep Tayyip Erdoğan” sloganlarına karıştı. Bayrak sallayan da vardı, elinde cumhurbaşkanının portresini tutan da. Kalabalıktaki gündem ile iktidarın gündemi aynıydı. “Bizi kıskanıyorlar”, “Yeni havaalanımız”, “Dünya lideri Erdoğan” klişeleri tekrarlandı. “Siyasal tercih değişiminin pek olası olmadığı” kesime böylece bir kere daha tanık olduk. Sadece kalabalık fazlaca fazla değildi. Iştirakçilerin sayısı birkaç yüz kişiyi bile geçmedi. Vaziyet, tek erkek yönetimine olan hoşnutsuzluk ve taban kaybı olarak tanımlandığı benzer biçimde düşük katılımda, sabah saatlerinin tesiri olduğu da değerlendirildi. İlginç görüntülerden birini iki taraflı bayrakları sallayanlar oluşturdu. Alman ve Türk bayrakları “ikiyüzlü siyaseti” simgeler gibiydi.

Türkiye’nin değişen günübirlik dış politikasının, anında istikamet değişiklik yapma yeteneğine haiz kitle ile iyi mi ahenkli hale geldiği görüldü. “Nazi göndermesinden” dostluğa dönüşen ince bir çizgi…

Almanya ne kurtarıcı ne de demokrasi havarisi

Geçtiğimiz hafta Erdoğan’ın ziyaretlerinden ilkin, HDP heyeti Berlin’de temaslarda bulunmuştu. Mardin Vekili Mithat Sancar gerçekleşecek Angele Merkel-Erdoğan görüşmesinin içeriğini şu laflarla değerlendirmişti: “İki ülke arasındaki diplomatik yakınlaşmalar normaldir. Sadece temasların içinde ne olduğu mühim; ekonomik pazarlıklar ve muhacir anlaşmaları yapılacaksa buna karşı çıkarız. Görüşmelerin faturasının sığınmacılara ve Türkiye halklarına ödetilmesinin karşısında dururuz. Demokrasi ve insan hakları konuşulacaksa buna da ‘hayır’ demeyiz. Almanya’nın Türkiye’ye demokrasi getirmesini beklemiyoruz. Sadece Erdoğan’a koruyucu görevi işlenmesini de reddederiz. Bunun bedelini Almanya da ödemek zorunda kalır. Benzer bir açıklamayı ziyaret esnasında düzenlenen protesto gösterilerinden birinde CHP Berlin Başkanı Kenan Kolat da yapmış oldu: “İlişkiler sonrası Türkiye’de geçici bir düzelme ve ‘simgesel özgür bırakılmalar’ beklentimiz var. Hepimiz Erdoğan’ın önüne kırmızı halı serilmesine bile karşı değiliz. Almanya’nın ve Şansölye’nin Türkiye’ye üstten bakıp demokrasi havarisi benzer biçimde parmak sallaması da müsait değildir. Bu temasların muhteviyatında Almanya tarafınca demokrasi kültürü ve geçmişteki deneyimlerim paylaşılması pozitif yönde bir tesir yaratır.

Hepimiz istediğini aldı benzer biçimde…

Netice olarak ziyaretten edindiğimiz izlenimler hem Almanya bununla beraber Erdoğan’ın bu ziyaretten istediğini alacağı yönünde. Almanya’nın Türkiye’ye ne taşıyacağı tartışılır sadece Erdoğan kendine verilen imtiyazları değerlendirirken Avrupa’ya bir referans taşıyor. “Sultanizmin” bir domino tesiri yaratması olası. Rol-model olarak benimsenen kuvvetli, istediğini alan, istediği kadar hükmeden bir önder hangi koltuk sevdalısını kendisine öykündürmez ki? Temasların sinyali bunaltan: Almanya ‘tek erkek rejimini’ kırmızı halı üstünden tanıdı. Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor.

Kaynak :

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz