Neden 90’lar ruhumuz hiç yaşlanmıyor

Hani olur ya, dost sohbetlerinde en çok sorduğunuz soruların cevabını evren size yaşatarak gösterir. Kaç zamandır ‘Ya hu bu 90’lar nasıl oluyor da modasını hiç yitirmiyor? Hele şarkılarını günümüz şarkıları gibi ezber ediyoruz…” derken, Salı gecesi, kendimi bir nostaljinin içinde buldum. Hem de ne nostalji! Döneminin en çok sahne yapmış işletmesi Line’in sahibi Kasım Abi (Salman) şerefine Kadıköy Dorock XL’de düzenlenen gece, tam bir müzik şöleniydi. İtiraf etmeliyim ki, benim böyle bir mekânın varlığından haberim bile yoktu. Tabii o dönem dans edip coşarken, ben okuma yazma biliyor olmanın mutluluğunu keşfettiğim zamanları yaşıyordum. Ama 90’lar, boşuna 90’lar olmamış. Çünkü ruhu hiç yaşlanmıyormuş. Her bir nota seni kalpten çağırıyormuş. Ne kadar derdin varsa, o partinin kapısından girip duyduğun ilk noktada suda dağılan bir dumana dönüşüveriyormuş…

Yine yazmak için demlenmesi gereken cümlelerim varmış. Üç gün sonra oturabildim bu konu için bilgisayarın başına. Ya da zamanın üzerime gelen yorgunluğuna böyle bakmak daha romantik; tıpkı 90’lara göz kırpışımız, kalp atışımız gibi. Hadi biraz 90’ları konuşalım. Bu konuda sizin fikirleriniz neler? Bu şarkılar neden dillerimize pelesenk, hiç eskimiyor dersiniz? Siz en çok hangi şarkıdan, hangi sesten sarılıyorsunuz o günlere?

(Ali Güven)

90’lar ruhunu özleyenlere

Kafamız her müziği almaz, ruhumuz her müzikle doymaz; ama 90’lar hep bir başkadır. Hemen insanın içini kıpır kıpır ediverir ya! Bilirsiniz işte canım o duyguyu…

Aslında benim gece hayatı ile hiç aram olmadı. O gece kendimi şöyle bir tarttım da, “Line” dönemine yetişmiş bile olsam muhtemelen hakkını veremezdim; ama Salı gecesi, Beyoğlu Line’in 90’lardan bugüne gelişini özlemle izleyen insanlara şahit oldum. Kasım Abi, hem müzisyenler hem de seyirciler için çok değerliydi. Sardılar, sarmalandılar. Ve ben de kendimi hiç bu konunun dışında hissetmedim. Hani bir yerde bir his doğar ya içinize, o gün ben de oradaymışım gibiydi…

Bir zamanlar o mekânda eğlenmiş onca insan, şimdi mekânın ruhunu yaşatmak için, o zamanın müzisyenleri ile o zamanın şarkılarına kalpten eşlik ediyordu. Sanki zaman donmuş da, kaldığı yerden devam ediyordu. Herkes kalbinden doğan minneti, şarkılara eşlik ederek gösterdi. Bu, belki de bir yandan geçip giden yılların anısını yaşatmak, ruhunu geri çağırmaktı; kim bilir! Ne olursa olsun orada bir yerde zamanda asılı kalmış bir 90’lar ruhu vardı. Takvimler hangi yılı gösterirse göstersin, notalar 90’lara mühürlenmişti işte. Belki de o kadar hızlı ki adımlarımız, geçmişe ait dinginliğimizi özlüyorduk. Ve bunun belli bir zamanı da yoktu. Çünkü o yılları hiç yaşamamış olanlarımız da 90’lara sımsıkı sarılıyordu. Bu belki de sadece küflenmeye yüz tutmuş yanlarımızın arınmasıydı. O şarkılar en çok o yanımızı onardığından hep bizimleydi…

(Cem Özkan)

Nice aşkların başlangıcı, ayrılıkların son sahnesi

Belki müzik her dönem değişiyor, duygularımız da ona eşlik ediyor; ama en güçlü duygu olarak hayatımızda yer eden aşk, işte o hiç değişmiyor. Bir aşka duyulan özlem gibiydi sanki o nostaljiyi yaşamak. İlk yaz aşkımın rengini soldurduğu tişörtten, limonlu dondurmanın lezzetinden, leblebi tozunun eğlencesinden, mavi önlüğüme iliştirdiğim kolalı yakamın beyazlığından, horozlu şekerci amcanın gür sesinden, kendi ellerimizle pamuklu şekerimizi yaptığımız tezgahlardan, hazırladığım yılbaşı kartlarından, Noel Baba’nın her yıl kapıyı çalacağına inancımı yitirmeyişimden, öğrendiğim her bir sözcüğün heyecanı ile kalbimin coşuşundan, portakal çiçeği kokan sokaklarımın hiç bitmeyişinden baktım sahneden geçen isimlere. Lİne, bir anda onların hepsi oluverdi gözümde; ruhumda. Basın ekibinden tanıştığım ve çok sevdiğim Canım Doğanay’dan dinledim sonra Line’yi. Bu kadar insanı hafta içinde buraya getiren gücün kalpten geçiyor olması gerekirdi. Doğruymuş! Bir kadın ya da bir erkek olarak tek başınıza gidip eğlenip dans edebileceğiniz, dönemin müzik grupları ile müziğe doyacağınız bir yermiş. Sonra hissettim ki, nice aşkların başlangıcı, nice ayrılıkların son sahnesi oluvermiş. Aynı romantik yanım, bunun böyle olması lazım deyiverdi usulca, şimdi elden ne gelir…

90’lar ruhu neden hiç yaşlanmıyor? Sanırım bu soruya tek bir cevabımız olmayacak. Yine de ortak bir cevabımız var bence. Ruhu, her yaşı bir anda yakalamayı beceriyor. Ruhu olan her şarkı gibi, bizi alıp çocuk odalarımızda zamansız bir gezintiye çıkarıyor. Üstelik bunun için çocuk yaşımızın 90’lara denk gelmesi, o şarkıyı ilk kez 90’larda duymuş olmamız gerekmiyor. Yine de kalbim sormadan edemiyor: Bugün mutsuz olduğumuz için mi ruhumuz geçmişe sığınıyor?

Hadi bugün müzik listemiz 90’lardan en sevdiğimiz şarkıları çalsın. Birini seçsem diğerinin hatırı kalır diye en sevdiğime karar veremedim ben; karışık kaset gibi dinleyelim işte. Ruhumuz çocuk yanımızla buluşsun, oralarda dans edelim. Bu sefer Line’nin ve Kasım Abi’nin şerefine…

Sevgimle…

Damla Karakuş



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı