Otizmli çocuklardan rahatsız olan normal (!) insanları konuşalım mı

13

“Veliler, otizmli çocukları yuhaladı!”

Şu cümleyi okuduğumda insan olmaktan utandım mı, öfkeli miyim ne hissediyorum bilmiyorum. Hele izlediğim video karşısında hislerim daha da karıştı. “Biz, insan olmayı neden beceremiyoruz?” diye sesli bir şekilde kendime kaç kere sordum bilemiyorum. Senden olmayanı ayrıştırmanın anlamı ne? Hepimizin birer engelli adayı olduğunu nasıl oluyor da aklımızdan böyle kolay çıkarıp insanlığımızı aşacak işlere kalkışıyoruz? Nasıl oluyor da çocuklar böyle sevgisiz ortamlarda büyütülüyor? Bilemiyorum!

Biraz sakinleşip size olayı aktarayım. Aslında hepiniz bu utanç tablosunu okudunuz, izlediniz. Olay Aksaray’da, Mehmetçik İlkokulu’nda geçiyor. Burada eğitim gören otizmli öğrencilerin sınıflarının kapatılmasını istiyormuş veliler. Çünkü bu durum onları rahatsız ediyormuş. Acaba durumun tersini hiç düşündünüz mü? Ya o otizmli çocukların, siz normal (!) insanlardan rahatsız oluşları ne olacak? Onlar sizden çok mu memnun? Bu dünya sadece siz normal (!) insanlar yaşasın diye mi dönüyor? Dahası siz ebeveynler olarak çocuklarınıza bu şekilde ayrıştırmayı, ötekileştirmeyi öğrettiğinizi göremeyecek kadar mı kör ettiniz kalbinizi? Otizmli çocuklara karşı eylem yapıp, okul çıkışında onları yuhalayacak kadar mı geçtiniz kendinizden? Bir insanı bu kadar çileden çıkaracak ne yapmış olabilir o güzelim çocuklar?

O kadar çok sorum var ki, sordukça kendimi daha da dolduruyorum normal (!) insanlara karşı. Ve eğer normal olmak bu demekse, normal olduğumu kabul etmiyorum!

Bu arada işin bir iğrenç boyutu daha var. Bu protestoyu veliler tek başına etmiyor. Bir eğitimci olarak yol almış, o okula müdür olmuş kişi de bu eylemi destekliyor. Yani olaya hangi yüzünden baksak elimizde kalıyor. Ki nereden bakarsak bakalım sevgisizliğin ve üzerine saygısızlığın kol gezdiği bir olayda kim, nasıl haklı çıksın ki?

Otizmli öğrenci velisinin isyanı

Her şey otizmli bir öğrencinin annesinin isyanı ile duyuldu. Bir anlık protestodan çok daha fazlasını aktarıyordu videosunda. Çünkü bu normal (!), hatta videodaki annenin deyimiyle engelsiz veliler, protestodan öncesinde de otizmli çocuklara iyi davranmamıştı ki! Bir kere otizmli çocuklarla, normal çocukların okula giriş çıkışları farklı kapılardandı. Farklı bahçelerde oyun oynayabilirlerdi. Üstelik otizmli çocuklara ayrılana pek bahçe denemezdi; annenin de aktardığı gibi burası bir bahçecik olabilirdi belki. Farklı yerlerde yemek yiyor, farklı alanlarda eğitim görüyorlardı. İşte bu normal (!) velilere bu ayrıştırma yetmemiş olacak ki, kapılarının önlerine gelip çıkışta bu çocukları yuhalama ihtiyacı duymuşlar.

Belli ki hayatta başka dertleri yokmuş. Belli ki onlar hiç dışlanan bir çocuğun kalbini hissetmemiş. Belli ki her gün bu güzelim çocuklardan rahatsız olarak uyanıp yaşıyorlarmış günlerini. Onlara karşı kendilerini doldurmadan da uyuyamıyorlarmış.

Kötüsünüz! Çok kötü!

Aklıma masalların kötü cadıları geliyor. Sonra bizim mahallede yer yer beni de dışlayan ve çocuklarına da bunu öğreten teyzeler. Bir şekilde onlardan biri olmayışım, onları rahatsız ediyor. Otizmli bir birey değilim; ama şimdi zamanın hiç işlemediğini, ilerlemediğini fark ettiğim şu olayda, normal bir birey olmaktansa onların yanında duruyorum. Kalbi olan herkesin de onların yanında duracağını biliyorum. Gidemeyişime üzüldüğüm yakınların bana uzak oluşuna hala içim sızlıyorsa, ben o ayrıştırdığınız çocukların acısını ekledim şimdi bendekinin yanına. Bir insanda bir eksik gördüğünüzde onu tamamlayamadığınız için, tamamlamaya hiç çabalamadığınız için kötüsünüz! Çok kötü!

Aklınızı, kalbinizi içi doldurulmuş cümleler yerine, hislerinize açın.

Şimdi sosyal medyada bir sürü paylaşım dönecek. Herkes bir yürek olup “Otizmli çocuklara dokunma!”, “Hepimiz birer engelli adayıyız!” gibi söylemelerde bulunacak. Ama gel gör ki, an gelip de bu durumla karşı karşıya kaldıklarında önce yüzlerindeki ifade değişecek, sonra bir anda midelerinde bir bulantı hissedecekler belki. Aslında onları hiç anlamadıklarını fark edecekler. Biliyorum, bana öyle midesi bulanarak bakan insanlarla etrafım çevrili bir çocuk olarak büyüdüm. Ne kadar canımın yandığını bugün bile o anki gibi hatırlıyorum.

Şimdi ben o güzel çocukları ve kalbine ateş düşürdükleri ailelerini düşünüyorum. Benim acım, onların yanında küçük kalır inanın. Bana bunca şey yazdıran, paylaştıran his, onlara neler yaptırır bir düşünün. Aklınızı, kalbinizi içi doldurulmuş cümleler yerine, hislerinize açın. Belki onlar ilginizi çekecek bir şeyler söyler…

Naçizane aklıma dolup kalbimden taşanlarla sizinle de paylaşmak istedim duygularımı. Başka türlüsünü de bilmiyorum zaten. Çok seviyorum ve kocaman sarılıyorum. Size de tavsiye ediyorum…

Peki olayla ilgili neler oldu

Elbette böylesine küf kokan bir suç cezasız kalamamalı! Milli Eğitim Bakanlığı, bu olay hakkında soruşturma başlattı. Diliyorum hepsi adaletli bir ceza alsın! Ve bu ceza verilirken suçun aslında protestodan çok daha önce otizmli çocuklar ile olmayanları ayırırken başladığı gözden kaçmasın!

Bu olaydan sonra en çok kalbi sızlayanlardan biri Otizm Gönüllüleri Derneği Başkanı Sedef Erken oldu. Sedef Hanım 2008’de, 3 yaşındaki oğlunun otizmli olduğunu öğrendiğinden bu yana tüm bunlarla dolu dolu mücadele eden bir anne. Anne kimliğini yansıtan “Kedi Gözü” adını verdiği kitabı ile bir röportaj yapmıştık. Şimdi bu konu üzerine yaptığı açıklamayı, bu bilgiden sonra okuyun isterim.

Erken, olaydan sonra şöyle bir tweet attı:

“Bu konuları çözmeyecekseniz, artık biz bu ülkenin vatandaşı değiliz demektir. O zaman bizi vatandaşlıktan da atın da biz de yersiziz, yurtsuzuz diyelim; başımızı alıp gidelim. Bu kadar çalışıp üste bu kadar vergi verdikten sonra bizden faydalanacak bir memleket elbet bulunur.

O kadar üzgünüm ki kimseye kızacak halim bile yok. Allah’ınızdan bulun.”

Ayrıca Anadolu Otizm Federasyonu’nun (ANOFED) açıklaması da şöyle:

“Her bireyin olduğu gibi otizmli bireylerin de bütünleştirilmiş ortamlarda eğitim alma hakkı başta T.C. Anayasası olmak üzere ilgili yasa ve yönetmeliklerle düzenlenmiştir. 5378 Sayılı Engelliler Yasası ile de güvence altına alınan eğitim hakkının engellenmesi hiçbir kişi, kurum, idarecinin ve ailenin inisiyatifi ve keyfi kararına bağlı değildir. Aksi hareketlerin ayrımcılık ve nefret suçunu oluşturacağı yasalarda açıktır.

Aksaray ilimizdeki bir okulumuzda yaşanan gelişmelerle ilgili girişime başlanmış olup, Milli Eğitim Bakanlığı’mızın gerekli önlemleri en kısa sürede alacağına inanıyoruz. Süreci sonuna kadar takip edeceğimizi belirterek öğrenci ve ailelerimizin yanında olduğumuzu bildiririz.”

Damla Karakuş