URL Decode1 SERAP ERDOĞAN TAYCAN YAZDI Hastalarımıza Soruyoruz, Biz Ne Zaman Birbirimize Taraf Olduk? | RujMuj | Kadına Dair Her Şey... | Diyet, Güzellik, Moda, Sağlık, Anne-Bebek,, Aşk-İlişkiler, Yaşam vs.
Kapat

SERAP ERDOĞAN TAYCAN YAZDI Hastalarımıza Soruyoruz, Biz Ne Zaman Birbirimize Taraf Olduk?

Ekmek Yapma Makinesi Ödüllü Yarışmamıza Hemen Katılmak İçin Lütfen TIKLAYINIZ

Yeniden bir hekime yönelik sertlik yazısı kaleme alıyoruz. Yeniden, bu sebeple ne sertlik vakalarında ne de şiddete yönelik katılması yine yine vurgulanan önlemler alanında bir değişim yok.  Yeniden vuruluyoruz, tekrar ölüyoruz, tekrar derdimizi söylemeye çalışıyoruz. Çalışmaya da devam edeceğiz ta ki bir şeylerin değişmeye başladığını görene kadar.

Son öldürülme haberini aldığımızda 54. Milli Psikiyatri Kongresi’ne başlamanın heyecanı içindeydik. Vakaya ait ilk bilgiler vardığında ‘mühim bir şey olmadığını’ ümit ettik çoğumuz. İçimizden geçirdik, dillendirdik, ‘yoktur bir şey’ dedik; kaç defa yüzümüze sıkılan yumrukları, kapımızın önünde atılan tehditleri görmezden, duymazdan gelmiş olmanın utancıyla içten içe, gündelik akışa odaklanmaya çalıştık. Fakat olmadı ve ölüm gelip dikiliverdi karşımıza. En acısı da ne biliyor musunuz, şaşırmadık. Hani bir gazetecilik klişesidir ya ‘köpek insanı ısırırsa haber olmaz, insan köpeği ısırırsa haber olur’, artık esenlik çalışanına yönelik sertlik yalnız bir tabip, bir çalışan öldürülürse haber oluyor.

Sağlıkta sertlik hikayesinde oldukca şey söylendi, oldukca şey yazıldı fakat oldukca azca şey yapılmış oldu, yapılıyor. Mesela, 17 Nisan 2012’de Dr. Ersin Arslan’ın öldürülmesinin peşinden Sıhhat Bakanlığı’nın hazırladığı genelgeden kaçımız haberdarız? Bu genelgede esenlik kurumlarında sertlik vakalarına yönelik risk analizi ve çözümleme sonuçlarına bakılırsa tertip yapılması öngörülmekte.

Sadece uygulamaya geçen müessir herhangi bir tertip olmadığı şeklinde, yöneticilerin esenlik mensuplarının güvenliğini önemsediğine dair halka da hiç bir bildiri verilmemiştir. Onun da öncesinde, tekrar Sıhhat Bakanlığı tarafınca, artan sertlik vakalarına bir cevap olarak başlatılan ‘Emeğe Hürmet Şiddete Sıfır Hoşgörü’ kampanyasının pozitif herhangi bir netice verdiğini söyleyebilir miyiz?

Meslektaşımız Dr. Fikret Hacıosman’ın öldürülmesinin peşinden birtakım kurumlarda psikiyatri polikliniklerine alelacele kamera takılması, birtakım emniyet görevlilerinin ellerine metal dedektörlerinin tutuşturulması; fotoğrafçılardaki o hep gördüğümüz yemyeşil bir orman veya bir deniz kenarı arka plan görüntülerinden değişik bir his uyandırmamakta… Bu sebeple anlık tepkilerle imaj ne kadar değiştirilmeye çalışılırsa çalışılsın, gerçekler olduğu şeklinde ortada. 

Artık ne yazık ki kanıksadığımız sertlik olaylarının bir sarmal halinde dönerek durmasının, bildiğimiz belli başlı nedenleri var. Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın 2000’li yılların başlarından itibaren uygulamaya koyduğu değişimlerle sertlik vakalarındaki artışın paralelliği pek oldukca emek verme ile gösterilmiştir.

Doktor-hasta arasındaki ilişki ‘alan kişi memnuniyeti’ ile, tedavi hizmetleri ise hastaların taleplerinin ne kadar karşılanabildiği ile değerlendirilmeye başlanmıştır. Hastalarda, yalnız esenlik sisteminin tüm sorunlarının değil, hemen hemen hayatın her alanındaki sıkıntılarının muhatabı tabip olabilirmiş şeklinde bir yanılsama yaratılmıştır.

Uğradıkları dizgesel itibarsızlaştırma ile hekimler, öfkenin yöneltilebileceği bir hedef haline gelmiş, getirilmiştir. Yöneticilerin esenlik çalışanlarına verdiği ehemmiyet halka olması gerektiği şekillerde değil, performans ödemelerindeki doğruyu yansıtmayan düzenlemelerle duyurulmaktadır. O şekilde ki sırça köşklerde yaşadıkları imajı yaratılan hekimler, maddi zorluklarla boğuşarak onları sırça köşklerde yaşatan halkın (!) her istediğini yapmak zorundadır, yapmazlarsa da bedelini öderler.

Sertlik sarmalının bir ayağı da elbet ki sosyal sertlik olaylarının artışı ile ilgilidir. Bu bağlamda, kimilerince anlaşılması güç görünse de esenlik alanındaki sertliği, hanıma, çocuğa, dezavantajlı gruplara yönelik şiddetten ayırmak olası değil. Suçun hak ettiğince ceza almayacağının bilinirliği, şiddetin bir hal şekli olarak görülmesini pekiştirmektedir. Aslına bakarsak aramış olduğu çözümü sistem içinde bulamayan bireyin, şiddete hemen hemen övgü düzülen bir toplumda, ‘kendinden olmayan’ benzer biçimde benimsetilen ve hedef haline getirilen hekime tetiği çekmesi veya kaldırım taşını fırlatması yalnız an meselesidir.

Yapılması gerekenlerle alakalı gayret harcayan, hal şekli arayan oldukca meslektaşımız var. Türk Tabipler Donanması’nin bu sene içinde düzenlemiş olduğu bir görüşmede çözüm önerilerinden yalnız birkaçı, Sıhhat Bakanlığı içerisinde şiddete karşı emek verme grubu kurulması, hekimlerin emek verme koşullarına iyileştirme getirilmesi, performans sisteminin gözden geçirilmesi, tabip buluşma sisteminin ve muayene sürelerinin tekrar düzenlenmesi, esenlik alanında sertliği kışkırtan yayınlara, söylemlere müdahale edilmesi. Ve elbet senelerdir hazırlanıp sunulmuş olduğu biçimde bir türlü yürürlüğe giremeyen Sağlıkta Sertlik Yasa Tasarısı’nın artık faal bir halde ele katılması.  Çözüm yolları hakkındaki bu kadar zamandır bu kadar görüş üretilmişken bir arpa boyu yol kat edememişsek şayet, herhalde ‘Niçin?’ diye sormamız gerekiyor.

En son, hekime şiddetin bizde yarattığı bütün duyguları dile getirdik mi diye düşündüğümüzde, bir eksiklik gözümüze çarpıyor. O şekilde bir eksiklik ki, şiddetin kim bilir en mühim nedenlerinden birini, yokluğuyla doğruluyor. ‘…. Ağaç demiş ki baltaya, sen beni kesemezdin fakat ne yapayım ki sapın benden. Bak şu ağacın bilincine sen, ölen ben, öldüren benden…’ Hastalarımıza soruyoruz, ‘Hepimiz ne vakit birbirimize taraf olduk?’… (EKN)

Serap Erdoğan Taycan

Doç. Dr.  Türkiye Psikiyatri Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve Öğrenim Sekreteri. Haydarpaşa Numune Öğrenim ve Inceleme Hastanesi’nde çalışıyor. 2001’de  Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Psikiyatri uzmanlığı ve nörobilim doktora eğitimini Gazi Üniversitesi’nde tamamlamış oldu.

Kaynak : http://bianet.org/bianet/saglik/201522-hastalarimiza-soruyoruz-biz-ne-zaman-birbirimize-taraf-olduk

[Toplam:0    Ortalama:0/5]
0 0 0 0 0 0

“SERAP ERDOĞAN TAYCAN YAZDI Hastalarımıza Soruyoruz, Biz Ne Zaman Birbirimize Taraf Olduk?” üzerine 16 yorum

  1. azra says:
  2. nehir says:
  3. zeynep says:
  4. berra says:
  5. tuğçe says:
  6. ajda says:
  7. nihal says:
  8. seçil says:
  9. ırmak says:
  10. bahar says:
  11. badegül says:
  12. esra says:
  13. halime says:
  14. halime says:
  15. ayten says:
  16. badegül says:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler